Türk Teknolojisi

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

bir turk, japon arkadasinin daveti uzerine japonya’ya gidiyor.bir kac gun gezdikten sonra arkadasi onu calistigi fabrikaya goturuyor teknoloji muazzam.
-"bak" diyor japon :
-"burada robot yapiyoruz. su robotlar ogle yemegini hazirlar ve getirir. sunlar bebek bakar. sunlar araba bile kullanir."
bizim turk vatandasi hayretler icinde kalir.
dolastikca gozleri faltasi gibi acilir.
japonya’dan ayrilirken arkadasi turkiye’ye mutlaka gelmek ve teknolojisini gormek istedigini soyler.ve o gun gelir. fakat bizim turk nereyi gezdirecegini bir turlu bilemez.
dusunur ne gostermeli de altinda kalmamali japonya’da gorduklerinin. aklina hamam gelir. japon ne anlar turk hamamindan. alir gotur.
japon’a ilginc gelir.
-"ne oluyor burada?"
-"biz burada insan yapiyoruz"
-"sahi mi ?" der japon.
bir odanin kapisini acarlar. iceride bir tellak adamin kolunu ovmaktadir.
-"bak," der bizimki, "burada kollar monte ediliyor."
bir baska odada bacak ovulmaktadir.
-"burada da bacaklar takiliyor".
japon bu sefer hayrette. diger odanin kapisini acarlar.iceride bir kadinin ustunde bir erkek, is ustunde. japon sorar:
-"peki burada ne oluyor?"
-"burada montaj bitmis, delikler aciliyor."

Papaz Haham ve İmam

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Diğer

dünya din adamları bir toplantıda bir araya gelmiş konuşuyorlarmış. konu dönmüş dolaşmış, toplanan paralara ve onların hak yolunda kullanılmasına gelmiş.
ilk olarak bir haham almış sözü;
- biz topladığımız paraları 5 mt. öteye bir çizgi çizerek çizgiye doğru fırlatırız. çizgiyi geçenleri hak yolunda kullanırız geçemeyenler de bize kalır.
ikinci olarak bir papaz söz almış;
- biz de benzer bir yöntem kullanıyoruz. kilisede toplanan paraları 5 mt. öteye koyduğumuz bir kavanoza atarız, kavanoza girenleri hak yolunda kullanırız, girmeyenler bize kalır.
son olarak bizim imam söz almış. o da;
- bizde de durum pek farklı sayılmaz. biz de topladığımız paraları yukarıya doğru fırlatırız, yüce rabbim ihtiyacı olduğu kadarını içinden alır, gerisi bize kalır…

Etiketler: , , , , ,

İşlem Hacmi

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Diğer

yaşlı bankacı ile genc bankacı parkta sohbet ederek dolasiyorlar. yasli gence meslegin puf noktalarini anlatiyor:
‘ -bak evladim. bu meslekte basarili olmak icin sadece firsatları degerlendirmek yetmez. zaman zaman firsatlari da senin yaratman gerekir. bunun için surekli dikkatli olman gerekir. uygun bir yorumla hic umulmadik olaylar bile, çok büyük firsatlara dönüşebilir. bak mesela, şu karşida gördüğün taze kopek pisligi sana sadece iğrenç bir şey olarak geliyordur. ama ben eğer, ‘şu pislikten bir lokma alip agzina atarsan sana 1 milyar lira veririm’ dersem, olay senin açindan nasil da büyük bir firsata dönüşüverir degil mi? yapar misin?’
genc bankacı:’-tabi efendim,’ der. parmagini pislige daldirir, bir lokma alir yutar.
yasli bankacı cebinden bir milyari çikartir, gence verir. bir sure yururler, genc dayanamaz sorar:
‘-hocam, ben size ayni teklifte bulunsaydim kabul eder miydiniz? bakin ileride de başka bir pislik var. 1 milyar karşiliği denermiydiniz?
yasli bankacı:’-tabi ki,‘ der. o da bir lokma alip yutar.
genc bankacı da çikartir, biraz önce kazandigi 1 milyari iade eder.
bir sure sessiz sessiz yürürler. genç yine dayanamaz sorar:
-hocam, ne sizin cebinizdeki para miktari değişti ne de benim cebimdeki. söyler misiniz, biz bu boku niye yedik ?’
kurt bankacı cevap verir:
-oyle deme evladim. 2 milyarlik islem hacmi yarattik!!

12 Don

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Karadeniz

gümrük kapısında bir ingiliz, bir fransız, bir türk geçmek için bekliyorlarmış. gümrük görevlileri valizlerini kontrol etmeye başlamış. önce ingiliz’in valizine bakmışlar. içinden 7 adet don çıkmış.
"niye 7 tane?" diye ingiliz’e sormuşlar.
o da: ‘haftanın yedi gün var. hepsi için bir tane. pazartesi, salı, çarşamba…’ demiş.
"vay be!" demiş görevli. "helal olsun… medeniyete, temizliğe bak
adamlardaki…"
sıra fransız’ın valizine gelmiş. açmışlar bakmışlar 8 tane don.
"7′yi anladık da , niye 8 ?" diye sormuşlar.
fransız: "pazartesi, salı, çarşamba… hergün için bir tane, bir tane de ne olur ne olmaz diye yedek aldım" demiş.
"vay be" diye düşünmüş bizim gümrükçüler. "adamlardaki temizliğe medeniyete bak, ingilizleri de geçtiler temizlikte."
sıra temel‘e gelince açmışlar bakmışlar tam 12 adet don!
"işte!" demişler.. "ne varsa bizim insanımızda var.
avrupalı ile kıyas kabul etmeyiz. şu medeniyete, şu temizliğe bak.. "
yabancılar da duysun diye sormuşlar: "neden 12 adet ?"
bizimki cevap vermiş : "ocak, şubat, mart, nisan… "

Kartal ve Kurbağa

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Hayvanlar Alemi

bir gün derede yüzlerce kurbağa vrak vrak vrak diye hep bir ağızdan neşeli bir şekilde oynaşırken yukarıdan bir kartal dalmış ve kurbağalardan bir tanesini yakaladığı gibi havalanmış. diğer kurbağalar şok içinde arkadaşını kaybetmenin verdiği üzüntüyle bakakalmışlar.
ertesi gün yine aynı saatlerde kartal yine gelmiş ve yine bir kurbağa alıp havalanmış. 3. gün, 4. gün derken sürekli bir kurbağa eksiliyormuş dereden.
kurbağalardan bir tanesinin aklına bir fikir gelmiş;
- “gidelim şu derenin karşısında yaşlı bir kaplumbağa var ona soralım. o yüzyıldır burada yaşıyormuş bir akıl verir bize” demiş
kurbağalar vrak vrak vrak diye zıplayarak kaplumbağaya gidip durumu anlatmışlar. kaplumbağa biraz düşünmüş;
+ “bu işin çok kolay bir yolu var”
- “nedir?”
+ “aranızdan bir tane gözcü kurbağa seçin o sürekli gökyüzünü kontrol etsin gözetlesin”
- “evet, sonra?”
+ kartalı gördüğünüz an hepiniz birden sımsıkı el ele tutuşun
- “eeeeee”
+ “ama sakın bırakmayın tamammı kartalın gücü yetmez o zaman”
- “pekala vrak vrak vrak” (diyerek dereye dönmüşler)
ertesi gün aynı saatlerde gözcü kurbağa vıraklayarak kartalın geldiğini haber vermiş. deredeki tüm kurbağalar bir anda sımsıkı el ele tutuşmuşlar. kartal derye daldığı gibi bir kurbağadan yakalamış ve zincir misali hepsini tutarak yükselmiş. derede gözcü kurbağa zik gibi tek başına kalmış zıplaya zıplaya kaplumbağaya gitmiş;
- “lan şerefsiz kaplumbağa biz de seni bir bok biliyo sanırdık nasıl öğüt verdin. kimse kalmadı hepsini "götürdü kartal”
+ “ya ne olacakti, akşama kadar vırak vırak beynimi s*kip duruyordunuz. ”

Seni Seven Annen

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

genç bir kadın, aylardır şantiyede olan kocasına aşağıdaki satırları yazar:
"sevgilim,
biliyorsun, sen şantiyedeyken nur topu gibi bir bebeğimiz oldu. sütüm yetmediği için, yavrumuzu besleyebilmek amacıyla bir sütanne tuttum.
yalnız, bu sütannenin zenci olmasından dolayı çocuğumuz, emdiği sütün etkisiyle zaman içinde zenciye dönüştü. haberin olsun dedim. bu konuda benim bir suçum olduğunu düşünmezsin umarım.
öptüm,
biricik eşin
"
kadının kocası da bunun üzerine annesine bir mektup yazar:
"sevgili anneciğim,
karım bana gönderdiği son mektupta, sütü yetersiz olduğu için bir sütanne tutmak zorunda kaldığını, o sütannenin zenci olduğunu ve bu yüzden
bebeğimizin renginin de zamanla koyulaştığını yazıyor. bundan eşimi sorumlu tutamayız tabii ki. selam ve sevgilerimle
"
annesi ise oğluna şöyle bir cevap yazar:
"sevgili oğlum,
aslına bakarsan, sen doğduğunda benim sütüm de yetersiz kalmıştı.
ama biz fakir olduğumuzdan, sütanne tutamayıp onun yerine seni inek
sütüyle beslemek zorunda kalmıştık. bu durumda takdir edersin ki, senin
safkan bir öküz olmanın sorumlusu ben değilim.
seni seven annen
"

Türk Cehennemi

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

2 turk cehenneme gitmiş. Melek sormuş. İki tip cehennem var. hangisini dilersiniz?

Birincisi evrensel tip. Hergün 1 kepce bok yiyorsunuz orda.

İkincisi türk tipi orda bir kova bok yiyosunuz hergün.

1. Adam biraz uyanıkmış evrensel tipi seçmiş, az bok yemek için.

2. adam demiş ki madem Türk’üz sonumuz da Türk işi olsun, değerlerime bağlı kalayım demiş, ve Türk tipini seçmiş.

Aradan aylar gecmiş. 1. Adam hergün aynı saatte belirlenen boku düzenli olarak yiyor, artık midesi kaldırmıyormuş. Birgün öbür Türk’ü görüyor kendi cehenneminde, keyfı yerinde. Hayırdır? diyor, pek mutlusun. Ben hergün bir kepçe yemekten öldüm bittim. Sizde işler nasıl diyor.

Geleneksel Türk diyor ki: hocam vallaa bizde bi gün bok buluyorlar kova bulamıyolar, başka gün kova buluyorlar bok bulamıyorlar; sonuçta bi bok yediğimiz yok.

T.S.U

Kas 10th, 2011 | Posted by | Filed under Karadeniz

temel iş amaçlı antalya’ya gitmiş. bir hafta kalması gerektiği için bir otelde kalmış. bir hafta sonra otel ücretini ödemek için resepsiyonistin yanına gidince 6000 tl hesapla karşılaşmış. "bu ne kardeşim" diye itiraz edince 6000 tl’lik ücreti kısa yazılarla listelenmiş şekilde vermişler. dolayısıyla temel,
- bu h.k.ü nedir kardeşim? karşısına 1000 tl yazmışsınız. demiş.
+ efendim o havuzu kullanma ücreti..
- ama ben hiç havuza girmedim ki..
+ girseydiniz beyfendi, havuz bir haftadır oradaydı.
- peki bu s.s.k.ü nedir? bi de utanmadan karşısına 2000 tl yazmışsınız
+ spor salonu kullanma ücreti o efendim
- ee ama ben hiç spor salonuna girmedim ki
+ ama beyfendi spor salonu bir haftadır oradaydı, girseydiniz.
- peki bu a.b.y.ü nedir kardeşim ?
+ açık büfe yemek ücreti ?
- kardeşim ben hiç yemek yemedim ki otelinizde..
+ bir haftadır yemek salonu buradaydı, yeseydiniz beyfendi
diyaloglarından sonra temel daha fazla dayanamayarak görevliden aldığı kağıdın üzerine birşeyler yazıp geri vermiş. sırayı kendine geçiren temel,
- benim liste 8000 tl olduğuna göre bana 2000 tl borcunuz var. demiş.
temelin verdiği kağıtta t.s.ü. ve karşısındaki 8000 tl dışında birşey yazmadığını gören görevli şaşkınlıkla,
+ ama beyfendi bu t.s.ü. ne demek
- temeli s*kme ücreti
+ ama biz sizi s*kmedik ki
- ee s*kseydiniz efenim, bir haftadır buradaydım

jennifer lopez ve temel

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Karadeniz, Seçme Fıkralar

jennifer lopez ve temel bir gemi kazası neticesinde ıssız adaya düşerler. ne yapsınlar can sıkıntısından sabah aksam sevişirler. ancak bir süre sonra temel, durumdan zevk almamaya baslar.
jennifer çıldırır, temel’e ne olduğunu sorar, ne isterse yapabileceğini söyler. her türlü fanteziye açık olduğunu, her şeyiyle emrine amade olduğunu, nerede hata yaptıysa düzeltmeye çalışacağını anlatır. temel inatla jennifer’a

-"istediğim şeyi yapabilmen mümkün değil" der.

jennifer çaresizlik içinde ısrar eder ve her şeyi göze aldığını söyler. temel en sonunda bir denemeye karar verir.önce jennifer’ın saçlarını kısacık keser, sonra ceketini giydirir, kestiği saclardan bıyık yapar. jennifer, ne olduğunu anlamaya çalışırken temel onu mümkün olduğu kadar erkeğe benzettikten sonra akşam olunca sahile gelmesini söyler.
akşam olur ve jennifer erkek kılığında sahile gelir bakar ki, temel mükemmel bir rakı sofrası hazırlamış ve masayı mezelerle doldurmuştur. temel ve jennifer masaya otururlar. temel elini jennifer’ın omzuna atar. bardağını jennifer’ınkiyle tokuşturur ve şöyle der;
"ulan dursun bir aydır kimi götürüyorum söylesem inanmazsın"

Onun deliği hazır!

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Karadeniz

temel cennete gitmis. büyükce kapinin önünde üc kisi beklemeye baslamislar. en önde müslüman bir kadin, ikincisi hristiyan bir erkek, ücüncü sirada da temel.
kapi acilmis ve görevli bagirmis.
- siradaki gelsiiiin.
müslüman kadin girmis kapi kapanmis ve iceriden bir saate yakin kadinin yürek yakan feryatlari duyulmus. temel ile hristiyan dehset icinde beklesirken kapi acilmis. temel hemen öne atirlarak sormus;
- ula naptiniz kadina?
- müslüman kadin öyle günahsiz cikti ki zerre kadar bile bulamadik hemen melek olmasina karar verildi. bilirsiniz meleklerin arkasinda iki adet kanat olur. biz de kanatlari monte etmek icin üc delik sola üc delik de saga actik. tabi ki delikler acilirken biraz cani yandi ama simdi alisti huzur icinde cennetin semalarinda ucuyor. siradaki gelsiiiin.
hristiyan erkek girmis kapi kapanir kapanmaz yarim saate yakin feryat sesleri sonucu kapi acilmis. ayaklari korkudan titreyen temel yine sinirle sormus;
- ula hristiyani niye bagirttiniz?
- o da öyle günahsiz cikti ki direk hz.isa’nin havarisi olmasina karar verildi. bilirsiniz havarilerin kafasinda hale vardir. biz de kafasinin üzerine iki sola iki de saga olmak üzere dört delik actik. biraz cani yandi ama simdi hz.isa ile birlikte cennetin semalarinda ucuyor. siradaki gelsiiin.
deyince temel ;
- ben gelmem iceriye. demis
- nereye gideceksin peki baska sansin var mi?
- var.gerekirse cehenneme giderim.
- cehennemde kim var biliyor musun?
- kim var?
- seytan.
- ne yapar ki?
- vallahi denk getirirse halleder seni.
- olsun onun deligi hazir.

Switch to our mobile site