temelle dursun hayatlarında ilk defa geneleve gideceklermiş. temel dursuna
- önce birimiz girsin beğenirse öbürüde girer demiş.
dursun
- tamam demiş ve önce girmiş ve bi kaç saat sora çıkmış.
temel hemen sormuş
- nasıldı diye
dursun
- valla benim karıdan iyiydi demiş. sıra temele gelmiş temel de işinin görüp çıktıktan sora
dursun sormuş
- nasıldı diye
temel:
- valla haklısın dursun senin karıdan iyiydi.
birgün temel gece karanlığında tek başına yürürken, önünde bir nesne olduğunu farkeder. çok karanlık olduğundan ne olduğunu anlayamaz. eğilir, eline alır, sıkar ovalar, koklar ve bir parça ısırıp tadına baktıktan sonra şöyle der:
- ula bu bokmuş. iyi ki basmaduk.
osmanlı zamanında, bizans donanması ile osmanlı donanması savaşacaklar. bizans 10 gemilik muhteşem bir donanma hazırlar ve denize açılır. donanmanın başında andropolos vardır. andropolos en öndeki geminin burcunda elleri göğsünde heybetli bir heykel gibi durmaktadır ve hemen arkasında yaverleri vardır. hep birlikte osmanlı donanmasını beklemektedirler. yukarıdan gözcü bağırır;
- komutanım, osmanlı donanması 3 gemiyle göründü.
komutan yaverine döner ve;
- bana kırmızı gömleğimi getirin eğer savaşta yaralanırsam kanım belli olup da askerlerin morali bozulmasın.
hemen kırmızı gömleği giyer ve aynı ihtişamıyle yerinde durur. gözcü yine bağırır;
- komutanım, o 3 geminin ardından 30 gemi daha göründü.
andropolos tekrar yaverine döner ve hafifce mirildanir ;
- bana kahverengi pantolonumuda getirin.
iki velet karar vermişler ki, bütün büyüklerin hayatlarında sakladıkları en azından bir büyük sır var.
birisi bu varsayımı denemeye kalkmış…
"anne ben her şeyi biliyorum" demiş, annesine.. "tamam anladım, al şu 10 lirayı, babana hiçbir şey söyleme" demiş, kadın..
ufaklık çok memnun, babasına gitmiş bu defa.. "baba, ben her şeyi biliyorum!"
babası da "sus tamam, al şu 50 lirayı annene hiçbir şey söyleme" demiş.
ertesi sabah kapı çalınmış postacı gelmiş.. ufaklık açmış kapıyı..
"postacı amca, ben artık her şeyi biliyorum."
postacı dizleri üzerine çöküp, kollarını iki yana açmış.. "madem öyle gel bakalım, baban sana bir sarılsın!"
tilki ormanda gezmekdedir. bir agacin dalinda asili bir geyik budu görür.
açtir ama süphelenir kontrol etmeye baslar ve görür ki bu bir tuzak.
geyik budu bir iple bombaya baglidir. epeyce uzağa gider ve başini
kollarinin üzerine koyarak yatar, biraz sonra kurt gelir, budu görür
ve yatan tilkiyi de tabi…
tilkiye sorar ‘napiyorsun dostum’
tilki cevap verir ‘hiiiiç… yatiyorum’
-burda bir but var
-evet var
-neden yemedin ?
tilki sakince cevap verir ; -’bu gün orucluyum’
kurtkendinden emin ; -’ben yiyeyim o zaman’
tilki ‘buyur afiyet olsun’ der.
kurt but ‘a uzanir uzanmaz bir patlama, ortalik toz duman, kurt
yarali, hareketsiz, 10 metre uzakta perisan halde yatarken tilki
sakince budu yemeye baslar.
bunu gören kurt ; -’lan şerefsiz hani oruçluydun???’
tilki pişkin pişkin ;
-’biraz önce top patladi duymadin mi ?’
hıristiyan genç günah çıkarmak için kiliseye gitmiş, rahibe ne yaptığını anlatmaya başlamış:
-peder ben çok kötü bir şey yaptım. geçenlerde kız arkadaşımın evine gitmiştim
biraz zaman geçirdikten sonra baktık etrafta bizden başka kimse yok onunla beraber oldum.
peder:
-evladım bu yaptığın çok kötü bir şey ama üzülme tanrı bağışlayıcıdır, demiş.
-ama peder yalnızca bu da değil. yine geçenlerde amcamın evine gitmiştim amcam evde yoktu sadece yengem ordaydı. baktık etrafta bizden başka kimse yoktu onunla da beraber olduk.
peder:
-oğlum bu yaptığın daha da büyük bi günah ama endişelenme eğer gerçekten pişmansan tanrı seni affedecektir.
-peder yaptığım bir şey daha var.
-anlat evladım bana seni üzen herşeyi anlatabilirsin
-dün arkadaşımın ofisine gittim. arkadaşım yoktu ama sekreteri vardı. onunla ofiste yalnızdık, etrafa baktık bizden başka kimse yoktu ve onla da beraber olduk.
bu sefer pederden ses gelmez.
-peder nerdesin?
peder yine ses vermez. genç dışarı çıkar ve pederi bahçede görür
-peder niye çıkıp gittiniz daha anlatıyodum.
-evladım etrafıma baktım bizden başka kimse yoktu…
vakti zamanında çok zengin bir adam bir türlü mutlu olamıyormuş. bir gün bir arkadaşı şöyle bir tavsiyede bulunmuş; "evi arabayı her şeyi sat. tibet’e git. orada bir guru var. o sana mutluluğun anahtarını verecektir."
adam kabul etmiş. her şeyi satıp tibet’teki tapınağa gitmiş. guru’ya tapınağa katılmak istediğini söylemiş. guru adamı "bak buradaki şartlar çok zordur. ayrıca tapınaktakilerin senelik sadece tek bir tane cümle söyleme hakkı vardır. onun dışında kimse konuşamaz." diye uyarmış.
adam bu şartı da kabul etmiş. bir yıl boyunca çalışmış ibadet etmiş ve hiç konuşmamış. konuşma sırası kendisine geldiğinde guru’nun huzuruna çıkıp tek cümlelik hakkını "yataklar çok sert" diyerek kullanmış. guru hiç ses etmemiş. ertesi sene adama tekrar sıra gelmiş, bu sefer "yemekler çok kötü" demiş. guru yine susmuş. ertesi sene adam gelip "sıcak su akmıyor" demiş. guru çileden çıkmış. başlamış bağırmaya "yeter ulan. üç senedir dır dır dır.. kafamın etini yedin. siktir git!"
polis gece yarısı bir vatandaşın evini basmış. ve hemen hakim karşısına çıkarmış.
adam şaşkın. hakim sormuş.
- bir diyeceğiniz var mı?
- hakim bey beni buraya niye getirdiler bilmiyorum.
hakim dosyaya bakmış. gözlüklerinin üzerinden vatandaşa doğru şöyle demiş:
- siz uluslararası bir kaçakçılık yapmışsınız. suçunuz bu.
adam büyük bir şaşkınlıkla şu cevabı vermiş:
- hakim bey benim uluslararası nasıl bir işim olabilir. ben fenerbahçeliyim.
bir gun yasli bir teyze otobuse biner.. otobuse soyle bir baktiktan sonra yakinindaki bir gence seslenir:
- evladim yasli teyzene yer vermicek misin?
- teyzecim bak bi suru bos yer var, gec otur birine..
- ama evladim cok yasliyim ben, bak elimde torbalar da var zar zor tasiyorum hadi..
- olmaz teyze gec baska yere otur hadi..
- seni terbiyesiz! hayirsiz herif! kim yetistirdi seni boyle? puuuh..
- eeeeeh iyi a.. koyim gec hadi sen kullan otobusu!
çinli bir bara girer ve orada steven spielberg’i görür onun bir hayranı olduğu için yanına koşar ve imzalı bir fotograf ister spielberg beklenmedik bir sekilde çinli’yi tokatlar şaşkın çin’li sorar:
- "neden böyle yaptınız?"
- spielberg "siz ii. dünya savaşında bizim pearl harbour limanını bombaladınız" çin’li daha da şaşkın:
- "ama onlar japonlardı, ben ise çin’liyim.!.." spielberg: " çin’li, japon, koreli, vietnamlı, hepsi aynı bok" bunun üzerine çin’li de spielberg’e bir tokat atar. bu defa şaşkın
-spielberg sorar: "peki sen beni niye tokatladın?"
- çin’li: "siz de titanic’i batırdınız, titanik’deki yolcular arasında benim atalarım vardı"
-spielberg: "manyak mısın, titanik’i batıran bir ‘aysberg’di"
-çin’li: "aysberg, spielberg, carlsberg, hepsi aynı bok"