Seninkine Sıra Gelene Kadar

Eyl 21st, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

temel dava açmış ve ilk duruşmada hakim sormuş ;
- nedir şikayetin ?
- hakim bey bu temel fıkraları var ya, benle fadime‘yi ağızlarına dolamışlar bizi rezil ediyorlar. hepsinden davacıyım. kim fıkra diye bizi anlatıyorsa onlardan tazminat talebim olacak.
- senin adın temel mi ?
- evet temel
- iyi de binlerce temel var. o fıkraların seni kastettiğini nerden çıkartıyorsun?
- hakim bey, ben çok iyi biliyorum beni kastediyorlar.
( hakim karşısında duran temel’i iyice süzdükten sonra)
- bak ama o temel fıkralarının çoğu belden aşağı… oysa sana bakıyorum çelimsiz ve yaşını almış bir temel’sin. o fıkralar senden çok daha genç, güçlü kuvvetli ve çapkın bir temel için anlatılıyor. seninle hiç ilgisi yok. bu dava düşer.
-hakim bey siz böyle takdir ediyorsanız mesele yok. demek ben değilmişim.
- evet sen olamazsın, başka temel’dir onlar… sana sıra gelene kadar…
- iyi hoş da hakim bey bu dava için köyden kalktım buralara kadar geldim, boş dönmeyeyim. hiç değilse o güçlü kuvvetli temel’den sana bir fıkra anlatayım.
- anlat bakalım!
- bizim bu iri kıyım pazulu temel, hakim karılarına çok düşkünmüş.
- dur be, ne diyorsun sen??!!
- n’oldu hakim bey ?
- daha ne olacak, benim hakim olduğumu bile bile "temel, hakim karılarına meraklıymış" diyorsun. ağzından çıkanı kulağın işitmiyor galiba.
- rica ederim hakim bey, temel fıkrası için karısı güzel binlerce hakim var… seninkine sıra gelene kadar!

Uğursuz Kadın

Eyl 19th, 2011 | Posted by | Filed under Diğer

adam komadadır, yanında ise karısı… adamın gözleri nemli, kısık sesiyle karısına doğru bakar ve konuşmaya baslar;
"ilk isten kovulduğum zaman yanımda idin.. iflas ettiğim gün oradaydın.. vurulduğum zaman ilk gözümü açtığımda seni gördüm.. trafik kazası geçirdiğimde hastanede başucumdaydın.."
kadın takdir edilmenin mutluluğunda..
adam devam eder;
"simdi komadayım yine başucumdasın.. sonunda anladım ama, çok geç oldu; yahu sen ne uğursuz kadınsın..”

Reşo Ağa

Eyl 19th, 2011 | Posted by | Filed under Belaltı Fıkralar

anadolu’nun ağalık düzeni süren bölgelerinde; herkes başı sıkışınca, bir derdi olunca, doğru ağaya koşar.
küçük reşo’nun da kamışına su yürümüş. yani ergenliğe erişmiş. ama reşo farkında değil, aleti devamlı şişiyor ve ağrıyormuş. hastalandığını sanmış ve doğru ağaya koşmuş. kapıyı açan ağaya utana sıkıla da olsa, aletini göstermiş. ağlamaklı bir sesle:
- ağam şişti, inmir…!
ağa durumu anlamış. içerden buz almış, reşo’ya uzatmış. buzu alete bastırmasını söylemiş. bir süre sonra, buzun etkisiyle ağrı ve şişlik kalmamış.
reşo rahatlamış ve mutlu bir şekilde eve dönmüş.
ama ertesi gün ayni dert. yine şişlik ve ağrılar. tekrar ağaya koşmuş. yine buz faslı.
3. gün yine ağrı ve şişten şikâyetle ağaya koşmuş.
kapıyı çalmış. bu kez ağanın karısı açmış kapıyı.
- abla ağam evde yok mudur?
- yoktur ula, ne yapacaksin ağayi ?
reşo, bu kez ağanın karısına aleti işaret ederek, sızlanmış:
- abla şişti. inmir..!
abla durumu anlamış ve reşo’yu içeri almış.
reşo’nun aletini bir güzel indirmiş ve göndermiş.
reşo, bu tedavi yönteminden oldukça memnun kalmış…
ertesi gün yine dayanmış ağanın kapısına.
- yine ne var ula reşo ?
- ağam, abla yoktur?
- ablayı ne yapacaksin ula pok yiyen?
reşo, aletini işaret ederek;
-vallah ağam o senden eydir. o hem şişini indirir. hem de iltihabini alir.

Etiketler: , , , ,

Yeni Taksici

Eyl 19th, 2011 | Posted by | Filed under Diğer

taksicilikte ilk günü olan şoförün taksisine binen müşteri şoföre bir şey sormak icin hafifçe omuzuna dokunur. şoför bir çığlık atıp, direksiyonun kontrolünü kaybeder ve kaldırıma çıkıp, bir vitrinin önünde arabayı durdurur ve arkaya dönüp müşteriye:

-"bir daha bunu yaparsan gözünü patlatırım!" diye bağırır.
müşteri;

-“ufacık dokunmanın sizi bu kadar korkutup sıçratacağını düşünemedim, özür dilerim” der.
kendini toparlamış olan şoför, müşteriye dönüp:

-"haklısınız, sizin kabahatiniz yok, bugün benim ilk günüm, 25 senedir cenaze arabasında şofördüm de birden canlandın sandım.

Hasat Zamanı

Eyl 19th, 2011 | Posted by | Filed under Erzurum

erzurumlu harmanını kaldırmış, ekinini kurutuyormuş.
öğleden sonra gökyüzü kararmaya başlamış.
—”allah’ım, ne olirsen ekinim gurumadan yagmurunu yagdirma! ”
—”allah’ım, birkaç gün daha yagmurunu yagdirma, ne olirsen” diye dualar edip durmuş.
ekini kurudu kuruyacak.
akşam üzeri, son yarım saatte bir yağmur bir bora.
tüm ekini çürümüş.
o hırsla eve gelmiş, bir de bakmış ki; eşşeği de yıldırım çarpmış.
bu olay erzurumlu’nun içine oturmuş ama bir şey de yapamamış.
zaman geçmiş, ramazan ayı gelmiş.
ilk gün niyetlenmiş erzurumlu.
iftara tam yarım saat kala, bir sigara çıkartıp yakmış.
ilk nefesini şöyle bir güzelce çekmiş ve gökyüzüne bakarak üflemiş.
—”nasıl? illet oliysen şimdi degil mi?” demiş ve eklemiş:
—”ölen eşegi de gurbana saymazsam şerefsizim…”

Temel ile Dursun Fıkrası Video

Eyl 18th, 2011 | Posted by | Filed under Video

Temel ile Dursun‘un fıkrası Video kaydı.

Mehter Takımı

Eyl 18th, 2011 | Posted by | Filed under Tarih

Bir gün cennetin kapıları şiddetle vurulmuş. İçeriden seslenmişler: “Kim o?” Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: “Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz!..” İçeriden “Hoşgeldiniz” diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri buyur etmişler. Her şey çok güzel gidiyormuş. Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar. Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış içeriden sormuslar: “Kim o?” Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses: “Biz İstanbul’u fetheden Fatih’in yiğitleriyiz!” İçeriden “Hadi len! Onlar 40 yıl önce geldi! Siz kimsiniz?” Dışarıdan yine ses gelmiş: “Biz mehter takımıyız ancak geldik!..”

3 Büyükler

Eyl 18th, 2011 | Posted by | Filed under Spor
49 + | 1 Yorum

bir galatasaraylı bir fenerli ve bir beşiktaşlı arabistanda otelde içki içerken yakalanmışlar ve idam cezasına çarptırılmışlar bütün yalvarmalara karşın ceza ömür boyu hapse çevrilmiş ama prens o gün af çıkarmış ve cezayı 20 kırbaca çevirmiş prens türkleri sevdiği için her birine bir istek hakkı vermiş ilk fenerli gelmiş istağim sırtıma bir yastık bağlayın olmuş ama 10 kırbaçtan sonra yastık parçalanmış hiç fayda etmemiş bunu gören uyanık beşiktaşlı iki yastık bağlattırmış ama oda 10 kırbaçtan sonra parçalanmış ve fayda etmemiş sıra GS lıya gelmiş prens te GS lı olduğu için ona iki istek hakkı sunmuş GS lı ilk isteğim bana 40 kırbaç vurun olmuş herkes şaşırmış prens ikinci isteğini sormuş GS lı; sırtıma fenerbahçeliyi bağlayın:))

Patron ve Sekreter

Eyl 18th, 2011 | Posted by | Filed under Sekreter

Soguk ve karli bir gecede tipiden yolunu kaybeden bir isadami ve sekreteri
arabalarini terketmek zorunda kalirlar ve uzun bir yuruyusten sonra usumus
ve islanmis durumdayken bir kulube bulurlar.
Kulubede bir yatak, bir uyku tulumu ve bir suru battaniye bulunmaktadir.
Geceyi gecirmeye hazirlanirlar ve isadami bir centilmen olarak, yatagi
sekreterine verir,
“Ben yerde uyku tulumunda uyurum” der. Sekreter yatagina yatar, adam uyku
tulumunun icine girerek fermuari ceker. Bir sure sonra tam uyumak
uzereyken, sekreterinin sesini duyar;
“Efendim, ben cok usuyorum.” Adam fermuari acar, uyku tulumundan cikar, bir
battaniye alip kadinin uzerine orter, tekrar uyku tulumuna girer, tam uyumak
uzereyken yine sekreterinin sesini duyar;
“Efendim, ben hala cok usuyorum.” Adam yine fermuari indirir, tulumdan
cikar, bir battaniye daha alip kadinin ustune orter, uyku tulumuna girerek
fermuari ceker. Tam uykuya dalacagi sirada yine duyar;
“Ben yine coooook usuyorum”. Adam yattigi yerden;
“Bir fikrim var.” der,
“Burasi issiz bir yer. Neler oldugunu kimse goremez, istersen evliymisiz
gibi davranabiliriz.” Genc kadin kikirdar;
“Tamam, bana gore hava hos.” Adam yattigi yerden avazi ciktigi kadar
bagirir;
“OYLEYSE KALK VE KAHROLASI BATTANIYEYI KENDIN AL!!!!!”

Esmer Kızıl Sarışın

Eyl 18th, 2011 | Posted by | Filed under Sarışın

Bir sarısın, bir kızıl ve bir esmer kız yanmakta olan bir binanın çatısında mahsur kalmışlar. itfaiye hemen olay mahalline gelmiş, gerekli cihazları cıkarmışlar.Catıdan atlayanları tutmak icin yanlarında getirdikleri carşafı tuttuktan sonra, çatıya doğru seslenmişler;
“Atla. Bu tek sanşımız”.
Esmer olan kız çatının kenarına kadar gelmiş ve kendisini aşağıya bırakmış. Tam çarşafa gelirken, itfaiyeciler birden çarşafı kenara çekmişler. Esmer kız domates salçası gibi yere yapışmış.
Itfaiyeciler tekrar catıya seslenmişler;
“Hadi atla. Yoksa kurtulamayacaksın.” Kızıl saçlı aşağıya bağırmış;
“Atlamam. Biraz once yaptığınız gibi çarşafı çekersiniz siz”.
İtfaiyeciler; “Hayır, çekmeyiz. Biz sadece esmerler icin bunu yaparız”. Boyle söylenince, kızıl saçlı da kendisini çatıdan aşagıya bırakmış. Itfaiyeciler esmer kızda oldugu gibi yine aniden çarşafı kenara çekince, kızıl saclı da elmalı kek gibi yere serilmiş.
Çatıda sadece sarışın kalmış. itfaiyeciler daha once de yaptıkları gibi;
“Atla, atla. Yoksa yanarak oleceksin”.
Sarışın; “Kesinlikle atlamam. İki arkadaşım atladığında çarşafı çektiniz. Ben atlarken de çekersiniz”.
itfaiyeciler; “Kesinlikle cekmeyecegiz. Söz veriyoruz”.
Sarışın kız; “Bakın, sizin çarşafı çekmeyeceğinize güvenemiyorum. şimdi çarşafı yere bırakın ve etrafından çekilin…

Switch to our mobile site