Altıyı çeyrek geçiii

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Karadeniz

adamın birisi bir gün, trabzon’a gitmiş, bir meyhanede oranın yerlisi bir adamla kafa demlemeye başlamışlar.
bir ara, karadenizli’nin belinde, kabzası havalı, elde oyulmuş bıçağını görmesin mi..
-bıçağına bayıldım, demiş adama, masaya bir 50 lik banknot basarak, aldım gitti!
-pen piçaumi vermem!!! demiş karadenizli….
-al, sana 100 o zaman!! diye vurmuş 100 lük banknotu masaya!!
-vermem! demiş kararlı bir şekilde karadenizli!
-oooo amma uzattın ha, demiş bizimki. bak bu son teklifim! al sana 300 tl. daha da param kalmadı!!!
-haçan sen anlamiymisun, vermeyeceğum dedum piçağumi!!!
adam takmış bi kere bıçağa!! çıkarmış bileğindeki rolex saati…
-bak arkadaş, bu var ya bu, hayatında göremeyeceğin kadar para eder. bak son teklifim, veriyon mu bıçağı?
-haçan arkadaşum, ne istersen iste, piçagumi isteme penden!!!
-sen ne kaçırdığının farkında değilsin galiba!! bak, bu saat var ya, som altındır, kadranı sedef, düğmesi de yakut.
-haydaa, sen penu anlamaysun kaliba!!! vermeyceum daaaa!!! .. hele bak….diyelum ki aldum saatinu, verdum piçagimuuu … yarin celdum kahveye, ha burda bir kahve içeceum…kalkti pirisu dedu baa "-ananu s..eyum.!!ha pen ne diyeceum ona, "altiyi çeyrek geçiii ???"

Temel Marsta

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Karadeniz, Seçme Fıkralar

Nasa Mars’a adam gönderecekmis. sadece bir kisi gidebilecek, giden de geri dönemeyecek.
ilk aday olan mühendise bu is icin ne kadar isteyecegini sormuslar:
- 1 milyon dolar demis ve eklemis – kızılhaca bagislayacagim.
ikinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuslar. doktor:
- 2 milyon dolar demis. – bir milyonunu aileme bir milyonunu da tibbi arastirmalara bagislayacagim.
ücüncü aday olan temel ayni soruya
- 3 milyon dolar diye cevap verince yetkililer digerleri bu kadar az isterken kendisinin neden 3 milyon dolar istedigini sormuslar.
temel yetkililere dogru egilmis, kisik bir sesle:
- 1 milyonunu ben alirim, 1 milyonunu size veririm, mühendisi de mars’a göndeririz.

Yönetici ve Mühendis

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Diğer

büyük bir sirketin üst düzey yöneticilerinden biri bir gün new york üzerinde balonla dolasmaya cikar. aksilik bu ya, pusulasini asagiya düsürür ve kaybolur. inmek icin uygun bir yer ararken bir gökdelenin tepesinde sigara icen bir adam görür ve alcalir:
"pardon. ben neredeyim acaba?" diye sorar.
"yerden 500 feet yükseklikte bir balonun icindesin" der adam.
yönetici sinirlenir:
"sen mühendissin degil mi?" diye sorar.
"evet." der adam. "nereden bildin?"
"cünkü basim belada ve sana bir soru soruyorum. verdigin cevap 100% dogru fakat hic bir isime yaramiyor."
"sen de yöneticisin degil mi?"
"evet sen nereden bildin?"
"cünkü yerden 500 feet yükseklikte bir balonun icinde kaybolmussun, pusulan yok, berbat durumdasin. Bunlara rağmen suçlu ben oldum."

Araba Tamircisi Doktor

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Doktor

jinekologun biri ‘lanet olsun’ der ve doktorluğu bırakır. arabalara merakı vardır.
niyeti araba tamircisi olmaktır. gider ve sendikanın sınavına girer. sonuçta 100 üzerinden 150 alıp gecer.
bunun üzerine bir soruşturma açılır. müfettişler sınav hocasına sorarlar,
- "bu iş nasıl oldu" diye..
hoca :
- ‘valla, yağı değiştir dedim, değiştirdi. filtreyi değiştir dedim, degiştirdi. bujileri temizle dedim, temizledi.
müfettiş :
- ‘iyi de neden 100 degil de 150?
hoca :
- ‘bunların hepsini arabanın egzoz deliğinden yaptı!’

Sandalcı

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

1800 lü yılların sonu, yer istanbul. insanlar boğazdan karşıya geçmek için sandal kullanmaktadır.
bir rivayet yayılır bir gün. sandalcılardan birisi çok hızlıdır, sandalına binen kadınlarla ilişki kurmadan karşıya geçirmediği söylenmektedir. üstelik saldalcı o kadar iyidir ki, pek çok kadın gönüllü o sandala binmiştir.
rivayeti duyan şuh bayan, gerçek olup olmadığını anlamaya karar verir. sahile iner, bahsedilen sandalcıyı bulur, karşıya geçmek istediğini söyler. pazarlıkta anlaşırlar, sandal açılır.
sandalcı kürekleri çekerken kendince tempo tutmaktadır :
- derleeer, derleeer, derleeer
şuh bayan bunun bir taktik olabileceğini düşünür ve kulak asmamaya çalışır..
sandalcı durup durup tekrarlar:
- derleeer, derleeer, derleeer
şuh bayan dayanamaz, sorar:
- ne derler, kime derler, ne diyorsun?
- sen bu sandala bindin ya, artık versen de, vermesen de verdi derleeer.

Zürafa Fil

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Diğer

istihbarat teşkiltları arasında yarışma yapılıyormuş. finale kgb (şimdi fsb), cia, mossad ve mit kalmış.
demişlerki ormana bir zürafa sakladık kim önce getirirse o birinci olacak. cia gitmiş 2 saat sonra zürafa ile gelmiş, kgb gitmiş 1,5 saat sonra gelmiş, mossad gitmiş 1 saat sonra zürafa ile gelmiş. mit gitmiş yarım saat sonra fil ile gelmişler ama filin kafa göz yarılmış.
- adamlar yahu bu fil demişler.
fil hemen atılmış:
- abi valla ben zürafayım

Etiketler: , , , , , ,

David copperfield

Kas 4th, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

kız mezuniyet gecesi için çıkarken anne sıkı sıkı tembihliyormuş;

-"kızım sakın erkeklerle yatma, seni sıkıştırırlarsa çocuğumuz olursa adını ne koyalım dersen erkekler kaçar" diye.

Partinin ilerleyen saatlerinde bir erkek kızı ayarlamış ve atmış odaya, tam işi bitirecekken kız erkeğe

-" çocuğumuz olursa adını ne koyalım" demiş.

Erkek ne çocuğu yaa diye söylenerek odadan çıkmış. kız bu yöntemle bir iki erkekten daha kurtulmuş. ilerleyen saatlerde yeni bir erkek kızla işi pişirmiş ve odaya çıkmışlar, biraz seviştikten sonra erkek tam fişi takacakken kız kendinden emin bir şekilde aynı soruyu sormuş. erkek hiç oralı değil ve işi bitirdikten sonra, elindeki prezervatifin ağzını sımsıkı bağlamış ve kıza göstererek

-" buradan çıkabilirse david copperfield koyalım" demiş.

Eczacı Baba

Eki 21st, 2011 | Posted by | Filed under Belaltı Fıkralar

ayşe ali’yi arayıp “ali bu akşam bize gel seni çok arzuluyorum. önce annem ve babamla sofraya oturur yemek yeriz, sonra da benim odama geçip ders çalışıyormuş gibi yapıp sevişiriz.” demiş. doğru dürüst kız arkadaş tecrübesi olmayan ali de hemen eczaneye koşmuş ve eczacıya “bey amca bu akşam kız arkadaşımın evine gidip ailesiyle yemek yedikten sonra odaya geçip ateşli bir sevişme yaşayacağız, bana yardım eder misin?” demiş ve eczacı da hemen bir kutu prezervatif verip ali’nin sırtını sıvazlamış. akşam eve elinde çiçeklerle giden ali, eve girip sofraya oturduğunda ayşe’nin anne babasıyla selamlaşıp başını önüne eğerek dua etmeye başlamış. duanın bir türlü bitmediğini gören ayşe, ali’ye eğilerek “ali bu kadar dindar biri olduğunu bilmiyordum.” demiş. ali de “ben de babanın eczacı olduğunu bilmiyordum.” demiş.

Etiketler: , , , ,

İnsan Fosili

Eki 21st, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

bilim adamları bir insan fosili bulur. ilk yapılan araştırmalar sonunda fosilin ilk insana ait olabileceği fikri ortaya atılır. hemen detaylı bir yaş hesabı yapmak için oxford tarih akademisi göreve çağırılır. oxford’dan gelen profesörler fosil ile birlikte laboratuvara girer. iki gün sonra çıkan profesörler “bu fosil 15 milyon yıllıktır.” açıklamasını yaparlar. bu sonuçtan tatmin olunmayınca ingiliz kraliyet tarih kurumu çağırılır. onlar da laboratuvara girerler ve üç gün sonra çıkarlar. verdikleri cevap “bu fosil 15 milyon 500 bin yıllıktır.” oluyor. tekrar tatmin olunmayınca “türk tarih kurumunu da çağıralım. onlar da iyi, temelli bir kurum.” deniliyor ve türk tarih kurumu geliyor. milli temsilcilerimiz laboratuvara dalıyorlar ve çalışmaya başlıyorlar. bir gün iki gün, üç gün derken bir hafta, bir hafta, iki hafta derken de bir ay sonra çıkıyorlar laboratuvardan.

araştırma ekibinin lideri kolları sıvanmış, terlemiş, yorulmuş bir şekilde laboratuvar kapısından çıkıyor ve açıklama yapmaya başlıyor;

“bu fosil 15 milyon 582 bin 433 yıllıktır. hatta şimdiki yıl sistemine tekabülen ağustos ayının beşinde, bir salı günü doğmuştur.” diyor. açıklamadan çok etkilenen profesörler hemen soruyor; “bunu bulmayı nasıl başardınız?” diye.

bizim eleman artık filtreye dayanmış olan sigarayı baş ve işaret parmak uçlarının arasına alıp, derince bir nefes çekip yere fırlatıyor ve;

“ulan çok zor oldu ama konuşturduk ibn*yi!”

Uzun bacaklı piliç

Eki 21st, 2011 | Posted by | Filed under Seçme Fıkralar

çok karizmatik ve yakisikli bir adam yaninda bir devekusuyla bara girmis,herkes saskin, adama bakıyorlar, adam bara yanasmis:

- barmen bana bir viski, ona da büyük bir bardak su.

barmen talepleri yerine getirmis, bi tek, iki tek, saatler ilerlemiş, adam:

- hesap lütfen! demiş.

barmen hesap pusulasini uzatmis, adam elini cebine atmis, parayı çikartmis,tam hesapla ayni.
ertesi gece adamimiz geri gelmis, yaninda tabii devekusuda var;

- “barmen bana bi viski, onada büyük bi bardak su.”

barmen istediklerini vermis, bi tek iki tek, saat geç olmus, adam hesabi istemis,barmen hesabi
göstermis. adamimiz elini cebine atmis, çikartmis, tam hesap miktari. barmen saskin ama nafile.
bikaç gece sonra adamimiz devekusuyla beraber geri gelmis. barmenin içi içini yiyo. adam:

- “bana bi viski, ona da su ver.”
barmen emre amade, yerine getirmis, gece ilerlemis, adamimiz hesabi istemis, barmen bol küsüratlı saçmasapan bi miktari hesap olarak adama vermis.
adam elini cebine atmis, çikartmis, yine tam hesap.
barmen oynatmak üzere. dayanamamis:

- “beyfendi bi süredir barimiza gelip gidiyorsunuz, kusura bakmayin ama bisey sormak istiyorum, yoksa kafayi yiycem. her gece cebinizden çikan para hesapla kurusu kurusuna ayni oluyo. bunu nasıl başarıyorsunuz?”
adamımız gülümsemiş:

- “bi gün karsima bi cin çikti, üç dilegimi sordu. ilk olarak; karizmatik ve yakisikli bi tipim olmasini istedim. ikinci dilegimde, ne almak istersem isteyim, elimi cebime attigimda parasi aynen cebimden çiksin istedim.”

barmen:

- peki kızmayın ama bu kus ne is?

adamımız:

- onu hiç sorma, son dilegim; beni hiç birakmiycak uzun bacakli bi piliçti. yanlis anladı şerrreffsiz!

Switch to our mobile site